| MELEK VE İNSAN
|
| NUH KAVMİ |
Hazret-i Âdem'den Nuh Kavmi'ne kadar, bazı münferit (kişisel) olayların dışında toplumsal günahlar işlenmedi ve inanç açısından sapıklık hareketleri olmadı. "And olsun ki Nuh'u, kendi kavmine peygamber (olarak) gönderdik. (Nuh onlara) "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin için O'ndan başka ilâh yoktur. Üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum, dedi." (Âraf, 59) Hazret-i Nuh, "yalnızca yüce Allah'a kulluk edin, başka ilâhlar edinmeyin, putlaştırdığınız heykellere tapınmayın" deyince, Kavminin önde gelenleri: "Ey Nuh! Biz seni apaçık bir sapıklığın içinde görüyoruz, dediler." (Âraf, 60) Elleri ile yaptıkları heykelleri putlaştıran ve karşılarına geçip onlara tapınan gerçek sapıklar, Hazret-i Nuh gibi bir peygambere sapık deyince, "(Hazret-i Nuh) Ey kavmim! Bende bir sapıklık yoktur. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi (olan Allah) tarafından gönderilen bir peygamberim, dedi." (Âraf, 61) En uzun ömürlü peygamberlerden biri olan Hazret-i Nuh, en çok ezâ, cefâ çeken ve kavmi tarafından pek çok dövülen ve taşlanan bir peygamberdi. "Dediler ki; Ey Nuh! bizimle çok mücadele ettin (uğraştın) ve bu mücadelede ileri gittin. Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı getir bakalım!" (Hûd, 32) Nuh kavmi, peygamberleri Hazret-i Nuh'a ve dolayısı ile yüce Allah'a açıkça meydan okuyarak, "Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı getir bakalım!" demeleri, gayretullah'a dokundu ve yüce Allah, Hazret-i Nuh'a; "Bizim gözetimimiz altında ve vahyettiğimiz gibi bir gemi yap ve zalimler hakkında bana hitab etme (af dileme). Çünkü onların hepsi suda boğulacaktır." (Hûd, 37) Hazret-i Nuh, yüce Allah'ın "gemi yap" emri üzerine, tebliğ görevini bıraktı ve gemiyi yapmaya başladı. "Derken (tufanla ilgili) emrimiz geldiği ve Tennûr feveran ettiği zaman, Dedik ki; her çiftten ikişer tane ve ailenden üzerine azap sözü kesinleşmemiş olanlarla iman edenleri al, onunla birlikte iman edenler, ancak az kişilerdi ki!" (Hûd 40) Yüce Allah, Tennur (tandır) denilen yerden, yani Hazret-i Havvâ'nın ekmek pişirdiği taş fırının bulunduğu yerden, tazyikli sular fışkırmaya başladığı an, her cins hayvandan birer çift ile eşin ve oğlun Kenan'ın dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri derhal gemiye al buyurdu. "Binin (geminin) içine dedi. Onun hareket etmesi de, durması da Allah'ın adı iledir. Benim Rabbim, Gafur'dur, Rahîm'dir." (Hûd, 41) Hazret-i Nuh önce hayvanları, sonra eşi ve Kenan'ın dışındaki aile fertleri ile, iman edenleri gemiye bindirdi ve en son kendi bindi. "Buyuruldu ki; Ey yer! Suyunu yut ve ey gök! Sen de (suyunu) tut. Su çekildi ve (ilâhî) emir yerine getirildi (ve gemi) Cûdi (Dağı'nın) üstüne oturdu." (Hûd, 44) Dağ gibi dalgaların arasında ve aylarca süren heyecanlı bir yolculuktan sonra, gemi Cudi Dağı'nın üstüne oturdu. |