HAK DİN ve İLAHİ KİTAP
İLAHİ KİTABIN ÖZELLİKLERİ VE İNCİL
 

Önce bir uyarı!
Din bağımlılığı, hiç kuşkusuz bir spor dalı bağımlılığı  gibi değildir. Bu nedenle bâtıl da olsa, yanlış ta olsa, insanlar bağımlı olduğu dinden kolay kolay kopamazlar.
Peygamberlere karşı en katı direniş, “Biz babalarımızın yolundan ayrılmayız” diyenler tarafından gelmiştir.
Peki ama insanlar babalarının gittiği yoldan gitme zorunluluğunda mı?
Örneğin; babası fakir olan bir kişi, sürekli fakir olarak yaşama, babası çoban olan kişi, sürekli çobanlık yapma ve babası yanlış yolda olan kişi, sürekli yanlış yolda olma zorunluluğunda mı?
Tabii ki hayır! Çünkü hayat, bunun çarpıcı örnekleri ile dolu. Nice fakir çocuklarının holding, medya patronu olduğu ve nice çoban çocuklarının devletin en üst kademesine kadar çıktığı bir gerçek olduğu gibi...
Nice babası yanlış yolda olan kişilerin, hak dinin en güçlü ve en idealist savunucusu olduğu da bir gerçektir.
***
İlâhi kitabın en açık, en belirgin özelliği Dil’dir.
İlâhi kitap, peygambere verildiği Dil üzere orijinal aslını aynen koruduğu sürece, ilâhi kitap ve dinde ana kaynak olma özelliğini korur. Aksi halde, iki özelliğini de yitirir.
Hazreti İsa'ya verilen gerçek İncil'in orijinal aslı İbranice idi.
Ne yazık ki, Kuran'ın yazılmasında ve ezberlenmesinde gösterilen özen, titizlik, birlik ve beraberlik ruhu, İncil'in yazılmasında ve ezberlenmesinde gösterilmediğinden ya da o dönemde gösterilemediğinden,
Gerçek İncil kısa zamanda kayboldu.
Yüzyıllardan beri kiliselerde okunan ve misyonerler tarafından kutsal kitap adı altında dağıtılan inciller,        M.S. 325 ylında İznik'teki Papazlar Konsülü tarafından yüzlerce incil arasından olaylı bir şekilde seçilen Güncel İncillerdir.

İlâhi kitabın diğer bir özelliği de,
Allah tarafından belirlenip dizilen kelimelerin, diziliş sırasına göre yerlerinin aynen korunmasıdır.
“Elhamdü Lillâhi Rabbil Âlemin” âyetine baktığımızda; Buradaki bir kelimenin, örneğin, “Elhamdü” kelimesinin   yeri değiştirilip, ortaya ya da sona yazılsa,
Allah tarafından belirlenip dizilen kelimenin, diziliş sıra-sına göre yeri değiştiğinden, ilâhi olma özelliğini yitirir,
Bu konunun daha iyi anlaşılması için Güncel İncil’den iki örnek verelim. Hem de aynı başlığı taşıyan aynı konu ile ilgili Matta ve Markos'un yazıları!..
MATTA; “İsa birçok hastayı iyi ediyor (14-17)
İsa Petrus'un evine gittiğinde O'nun kaynanasını ateşler içinde yatağa düşmüş buldu. Eline dokununca kadının ateşi düştü ve ayağa kalkıp O'na hizmet etti.”
MARKOS; “İsa birçok hastayı iyi ediyor (29-34)
İsa sinagogtan ayrılıp Yakup ve Yuhanna'yla birlikte dosdoğru Simon ile Andreas'ın evine gitti. Simon'un kaynanası ateşler içinde hasta yatıyordu. Hemen İsa'ya ona ilişkin bilgi verdiler. İsa yaklaşıp kadını elinden tuttu, ayağa kaldırdı. Kadının ateşi düştü.”
İlâhi kitaptaki bir tek kelimenin yeri değiştirilemezken,
Bu iki yazıda kelimeler değişiyor, isimler değişiyor ve eklemeler, çıkarmalar yapılıyor.
Bu iki yazıdan biri doğru ise diğeri yanlış. Biri gerçek ise diğeri sahte.
Ne yazık ki ikisi de Güncel İncil'de yer alıyor ve ikisi de kiliselerde, âyinlerde kutsal kitap diye okunuyor.

Bir diğer çarpıcı örnek te, İsa'nın soyu ile ilgili…
MATTA; “İsa'nın soyu (1-7)
İshak, İbrahim'in oğluydu. Yakup, İshak'ın oğluydu”
Matta, “İshak İbrahim'in oğluydu” diye, İsa'nın soyuna İshak'ın babası İbrahim'den başlıyor ve...
“Yakup, Mattan'ın oğluydu. Meryem'in sözlüsü Yusuf, Yakup'un oğluydu. Meryem’den de Mesih diye tanınan İsa doğdu.”
Diye, İsa'nın soyunu Yakup'un oğlu Yusuf'ta noktalıyor.
LUKA; “İsa'nın soyu (23-38)
İsa atandığı işe başladığında yaklaşık otuz yaşındaydı. Yusuf'un oğlu olduğu sanılıyordu. Heli oğlu, Matat oğlu ...”
Luka, Matta'nın aksine ve tam tersine aşağıdan Heli oğlu Yusuf’ta başlıyor ve pek çok isimler saya saya…
“Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, Tanrı oğlu”
Diye yukarılara çıkıyor ve Hazreti Âdem’e de tanrı oğlu diyor.
Bu iki yazar ekleme ve çıkarmalarla kelimelerin yerlerini altüst etmenin dışında,
Biri Yusuf, Yakup'un oğluydu derken, diğeri Heli'nin oğluydu diyor ve her ikisi de İsa'nın soyunu Yusuf'ta noktalıyor.
Yahudiler hariç, bütün dünya biliyor ki, babasız doğan İsa'nın tek dedesi vardır. O da annesinin babası İmran'dır ve Hazreti İsa annesinin babası İmran'ın soyundandır.
Evet bu çelişkili yazılar da kiliselerde kutsal kitap diye okunuyor.
Güncel İncil'deki bu çelişkileri görünce!..
Aklıma Fatiha Sûresi geldi. Bundan yüzyıllar önce     kamış kalemlerle yazılan ve günümüzde en modern matbaalarda basılan yüzlerce Kuran bir araya getirilse ve ilk sayfaları açılıp Fatiha Sûresi’ne bakılsa,
Aralarında tek kelime farklılığı olmaksızın hepsinin    “Elhamdü” ile başlayıp, “Veleddâllin” ile bittiğini görürüz.

İlâhi kitabın en önemli özelliği ise...
İlâhi kitabın en önemli özelliği, ilâhi ismi ile çelişkili olmayıp, yalnızca Allah'a ait olması ve ilâhi kitapta Allah'tan başka hiç kimsenin tek kelime katkısının olmamasıdır.
Ön yargısız, sağduyumuzla yaklaştığımızda aklın ve mantığın gereği böyledir. Çünkü insanlar bile yazdıkları kitap-larına sahip çıkarken ve hukuki yolla haklarını ararken…
Yüce Allah'ın kitabına sahip çıkmaması ve suçluları cezalandırmaması düşünülemez.
Bütün âlemlerin Rabbi,  yerlerin ve göklerin tek egemeni olan Allah, mülküne hiç kimseyi karıştırmadığı gibi, kitabına da kimseyi karıştırmaz ve karışılmasına razı olmaz.
Bu nedenle, Fatiha'dan sonra “Duamızı kabul et” anlamındaki “Amin” demek, Peygamberimizin hem fiili (uygulamalı) hem kavli (sözlü) sünneti olduğu halde, Allah kelâmı olmayıp Peygamberimizin sözü olduğundan, Kuran'da yazılmamıştır.