HAK DİN ve İLAHİ KİTAP
KURAN VE HAZRETİ MUHAMMED
 

Hazreti Muhammed'in sahabeleri ve onlardan sonra gelenler tarafından farklı zamanlarda yazılıp, dünyanın  çeşitli müzelerinde sergilenen ve en son basılan Kuranları inceleyen batılı araştırmacılar,
Kuran'ın hiçbir değişikliğe uğramadan orijinalliğini      aynen koruduğunu kabul ediyorlar.
Ancak fanatiklik tutkusundan kaynaklanan bir kuşkuları var!
Kuran, (Hazreti) Muhammed tarafından yazılmış olamaz mı?
Atalarımız “Dilin kemiği yok” demişler. Ben de fanatiklerin sağduyusu zayıf diyorum.
Kuran'ın Hazreti Muhammed'in sözü olmadığını        Kuran'dan örnekler vererek onların kuşkularını gidermeye çalışalım. İnşâAllah bu yazımız ellerine geçer. Okur, yararlanır ve gerçek İman'a kavuşurlar.

Örnek-1
“Yerin yetiştirdiği (bitkiler) den ve insanın kendi cinsinden ve henüz bilemediğiniz (varlıklardan)   hepsini çift yaratan (Allah) ne yücedir.” (Yasin, 36)
Yüce Allah, bitki türlerinden insanlara ve karıncadan   file kadar bütün canlıları eşey (erkekli-dişili) yarattığını, ayrıca Kuran'ın indiği dönemdeki insanların bilemediği diğer varlıkları da çift yarattığını haber veriyor.
İnsanlar mikroskobun bulunuşuna kadar mikroplar âleminden habersiz yaşıyordu. Ağızları, burunları, içleri, dışları, derileri, çevreleri farklı mikroplarla dolu olduğu halde, bunun farkında değillerdi.
Yüce Allah onları eşey yarattığını haber veriyor. Bir kaşık suda milyonlarca mikrop yaşar. Onların da ağzı, midesi, sindirim sistemi ve cinsiyet organları var.
Ya cansız varlıklar!
Maddenin en küçük parçası olan atomların bir çekirdeği ve çekirdekte artı elektrik yüklü protanlarla, çekirdeğin etrafında dönen eksi elektrik yüklü elektronlar var.
Madde âleminin temel yapı taşı olan atomların, protonları ile elektronlarını artı-eksi şeklinde çift yaratan Allah ne yücedir.

Örnek-2 
“Gökyüzünü korunmuş tavan kıldık.” (Enbiya, 32)
Yüce Allah uzaydan gelen meteorlara (göktaşlarına) karşı dünyamızı, atmosfer dediğimiz rengi, tadı ve kokusu olmayan, ısı ve ışığı geçiren gazlarla koruyor.
Uzaydan gelen meteorlar dünya atmosferine hızla     girince, sürtünme sonucu 2000°C'yi bulan ısının etkisiyle, bir kısmı yanıp gaz haline dönüşürken, bir kısmı da toz şeklinde atmosfere yayılıyor.
Ayrıca ozon tabakası da güneşten gelen zararlı ultravi-yole ışınlarını toplayıp, dünyayı zararlı ışınlardan koruyor.

Örnek-3 
“(Allah) iki denizi (akıntılarını) birbirine kavuşur gibi saldı. Aralarında berzah (görünmeyen engel)       olduğundan birbirine karışmazlar.” (Rahman,19-20)
Alman bilim adamları Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in birleştiği Mendeb Boğazı’nda araştırma yaparken,
Kızıldeniz'in suları ile Hint Okyanusu'nun sularının birbirine karışmadığını deneyimlerle kanıtlarken…
Fransız sualtı araştırmacısı Kaptan Cousteau da       Cebelitarık Boğazı’nda yaptığı araştırmalarda,
Atlas Okyanusu’nun suyu Cebelitarık Boğazı'ndan    Akdeniz'e, Akdeniz'in suyu da Cebelitarık Boğazı'ndan    Atlas Okyanusu’na doğru aktığı halde, bu iki farklı deniz suyunun birbirine karışmadığını deneyimlerle kanıtlamış ve...
Bu olayın 1400 yıl önce Kuran'da bildirildiğini öğrenince Müslüman olmuştu.

Örnek-4 
“O (Allah) ki, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yarattı. (Bunların) Her biri belirli yörüngelerinde dönüyor.” (Enbiya, 33)
Madde âlemindeki denge-düzenin gereği, dünyayı kendi ekseninde döndürerek gece-gündüzü yaratan ve bütün âlemlerin Rabbi olan Allah güneşi ve ayı da            yarattığını ve bunların her birinin yani dünyanın, güneşin ve ayın belirli yörüngelerinde döndüğünü haber veriyor.
İtalyan bilim adamı Galileo'yu “Dünya dönüyor” dediği için afaroz edip engizisyon mahkemesinde süründüren papa,
Yalnızca Güncel İncil'le oyalanacağına son ilâhi kitap olan Kuran'la da biraz ilgilenseydi,
Galileo'yu afaroz edip engizisyon mahkemelerinde süründürmez ve zavallı Galileo'da gözleri kör oluncaya kadar zindanda kalmazdı.

Örnek-5
“Şimdi mi (iman ediyorsun)? Bundan önce isyan etmiş, bozgunculardan idin ya!
Arkandan gelenlere ibret olman için bugün senin (can'sız) bedenini (sahilde) bir tepeye atacağız.”      (Yunus, 91-92)
Yaşadığı dönemin en kanlı diktatörü olan Firavun,
Kızıldeniz’de boğulmak üzereyken, “Ben de iman ettim” dedi ama imanı kabul edilmedi ve “Şimdi mi, iman ettin? Çok geç kaldın, hayatın Allah'a isyan ve bozgunculukla geçti. Arkandan gelenlere ibret olman için bugün senin cansız bedenini sahildeki bir tepeye atacağız” denildi.
Firavun'un onbinlerce askeri Kızıldeniz'de balıklara yem olurken, Yüce Allah'ın emri ile Firavun'un cesedi      sahildeki bir tepeye atıldı.
Hiç kimsenin görmediği, bilmediği ve duymadığı bu olayı yalnızca Kuran haber veriyor.
Efsane, hikâye, insan sözü ve peri masalı olmayıp, gerçek ilâhi kitap olan Kuran,
Bundan 1400 yıl önce, Firavun'un cesedinin Kızıldeniz sahilindeki bir tepede olduğunu, ileride ortaya çıkacağını ve insanların bundan ibret alacağını bildirdi.
Firavun'un denizde boğulmasından 3000 yıl sonra, Kızıldeniz sahilinde araştırma yapan İngilizler, şaşırtıcı bir olayla karşılaştı.
Sahildeki bir tepede, ilk bakışta yıllarca önce öldüğü açıkça belli olan ama eti, derisi çürümeyen ve kılları dökül-meyen, yere kapaklanmış şekilde bir erkek cesedi          buldular.
Yetkililer tarafından derhal incelemeye alınan cesedin, Firavun'a ait olduğu kesinlikle anlaşılınca, Londra'daki ünlü British Museum'a konuldu.
Kuran'dan verdiğimiz örnekleri yüzlerce, binlerce kat çoğaltabiliriz. Ancak bu örneklerle yetinelim ve Kuran'ın Hazreti Muhammed tarafından yazılamayacağı konusuna gelelim.