Kilise'ye göre evet. Neden? Çünkü İncil'de öyle yazıyor.
Peki ama bunu İncil'e kim yazdı? İsa'nın tutuklanması, sorgulanması, çarmıha gerilmesi ve çarmıhta ölmesi gibi olayların gerçek İncil'le ne ilgisi var ki!..
İlâhi kitaplar yalnızca peygamberlere verildiğine ve ilâhi vahiyler de yalnızca peygamberlere geldiğine göre,
Hazreti İsa çarmıhta can çekişirken “Eli, Eli! lama sabaktani” diye bağırırken ya da “Susadım” derken, hangi yalancı peygambere vahiy gelmiş ki, bu konuları sonradan İncil'e karıştırmış!
Eğer bunlar görgü tanıklarının sözlerine dayanılarak yazılmışsa, İncil soruşturma dosyası mı, ilâhi kitap mı?
Bunları İncil'e karıştıran ve İncil'i ilâhi kitap olma özelliğinden çıkaranlar kimlerdir?
Hazreti İsa gibi yaşadığı döneme damgasını vuran bir peygamberin, çarmıha gerilme olayına batılı araştırmacılar ve teokratik tarihçiler bile kuşku ile bakarken…
Kilise'nin Hazreti İsa'nın çarmıha geriliş şeklini kutsallaştırıp Hristiyanlığın simgesi haline dönüştürmesi ve haç taşımayı ibadet sayması, bugünkü batı medeniyeti adına yadırganacak bir olaydır.
Peki, bu olayın içyüzü nedir?
Bu olayın içyüzünü aydınlatacak tek güvenilir kaynak, ancak son ilâhi kitap olan Kuran'dır.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Onlar onu (İsa'yı) öldürmediler ve (çarmıha gerip) asmadılar. Şöyle ki; (çarmıha gerilen) onlara İsa şeklinde gösterildi. onun hakkında çelişkiye düşenlerin zannın dışında bilgileri olmadığından, kararsızlık içindedirler. onu kesin olarak öldürmediler. Aksine Allah onu (mânevi) katına yüceltti. Allah Aziz'dir. Hakim'dir” (Nisa, 157-158).
Yüce Allah, Kuran’da Hazreti İsa'nın çarmıha gerilme olayına son noktayı koyarken, kuşkuları da ortadan kaldırıyor.
Evet Hazreti İsa çarmıha gerilip asılmadı ve öldürülmedi.
Havarilerden (onikiler) biri iken son anda para karşılığı ihanet eden Yahuda, askerlerle birlikte Hazreti İsa'nın saklandığı yere geldiğinde bir kargaşa çıktı. İşte o anda yüce Allah Hazreti İsa'yı gökyüzüne kaldırırken, Yahuda'yı İsa'nın şekline dönüştürdü.
Askerler Hazreti İsa diye Yahuda'yı tutuklayıp götürürken, Yahuda'nın “Ben İsa değilim” diye bağırıp çağırmasını tabii ki dinleyen olmadı.
Yahuda'yı tutuklayan, sorgulayan ve çarmıha gerenler, gerçekten “Bu İsa mıydı?” diye daha sonra kuşkuya düş-tüler. Çünkü çarmıha gerilen Yahuda'nın yüzü, Hazreti İsa'nın yüzüne benzemekle birlikte, bedeni Hazreti İsa'nın bedenine benzemiyordu.
Ayrıca “Bu İsa ise, Yahuda nerede? Yahuda ise, İsa nerede?” diye kararsızlık içinde kaldılar.
Yahuda'ya ne oldu?
İslâm'a göre Hazreti İsa'nın yerine çarmıha gerildi ve öldü.
Ya Hristiyanlığa göre…
MATTA; “Yahuda pişmanlık duyuyor kendini asıyor. (3-10)
İsa'yı ele veren Yahuda, O'nun yargı giydiğini duyunca pişmanlık duydu. Otuz gümüşü başrahiplere ve ihtiyarlara geri vererek, “Suçsuz kana girmekle günah işledim” dedi. Onlar, “Bundan bize ne?” dediler. “Başının çaresine kendin bak”. Yahuda gümüş paraları tapınağa fırlatıp gitti. Kendini astı.”
Habercilerin İşleri
“Yahuda'nın yerine seçilen öğrenci (17-19)
Çünkü Yahuda bizden sayıldı ve bu hizmette onunda bir payı bulundu. Bu adam kötülüğü karşılığında elde ettiği parayla bir tarla satın aldı. Tarlaya düşerek bedeni yarıldı ve tüm bağırsakları dışarı döküldü. Olay Yeruşalem'de yaşayan herkesce duyuldu.”
Bu iki yazardan;
Matta'ya göre,
Yahuda pişmanlık duyuyor ve ihaneti karşılığında aldığı gümüş paraları götürüp tapınağa fırlatıyor ve sonra kendini asıyor.
Habercilerin işleri’ne göre,
Yahuda ihaneti karşılığında aldığı paralarla bir tarla satın alıyor. Sonra o tarlada düşerek bedeni yarılıyor ve tüm bağırsakları dışarı dökülüyor. Bu olay Yeruşalem'de yaşayan herkesçe duyuluyor.
Zorunlu açıklama!
Yanlış anlaşılmasın! O dönemde uçak olmadığı için Yahuda uçaktan düşmüyor. İhaneti karşılığı elde ettiği para ile satın aldığı tarlasında yürürken düşüyor. Bedeni yarılıyor ve tüm bağırsakları dışarı fırlıyor ve olay Yeruşalem'de yaşayan herkesçe duyuluyor ama zavallı Matta duymamış ki olayı çarpıtarak başka şekilde yazmış.
Değerli okurlarım!
Bu çelişkili, karmaşık olaylar kiliselerde kutsal kitap diye okunuyor, batılı aydınlar bunları dinliyor ve misyonerler kutsal kitap diye bunları İslâm ülkelerinde pazarlıyor.
Hazreti İsa’ya ne oldu?
İslâm'a göre, çarmıha gerilmedi, ölmedi ve öldürülmedi. Yüce Allah onu diri olarak gökyüzüne kaldırdı.
Hristiyanlara göre,
MATTA; “Îsa'nın gömülmesi (57-60)
Akşam olunca, Arimatealı zengin bir adam geldi. Adı Yusuf olan bu adam İsa'nın öğrencisiydi. Pilatus'a gidip İsa'nın cesedini istedi. Pilatus verilmesi için buyruk çıkardı. Yusuf cesedi alınca onu tertemiz bir kefen beze sardı ve kaya kovuğunda oyduğu yepyeni özel mezarına yatırdı. Mezarın açıldığı yere de kocaman bir taş yuvarlayıp oradan ayrıldı.”
YUHANNA; “İsa'nın gömülmesi (38-42)
Bu olaylardan sonra, İsa'nın öğrencisiyken Yahudi yetkililerden korkusu nedeniyle kendisini gizleyen Arimatealı Yusuf, İsa'nın cesedini kaldırmak için Pilatus'tan dilekte bulundu. Pilatus onayladı. Bunun üzerine, Yusuf gelip İsa'nın cesedini kaldırdı.
İsa'nın çarmıha gerildiği yerde bir bahçe, bahçede de içine kimsenin gömülmediği bir mezar vardı. Yahudilerin hazırlık günü olduğundan, mezar da yakında bulunduğundan İsa'yı oraya yatırdılar.”
Bu iki yazardan;
Matta'ya göre,
Yusuf denilen adam Hazreti İsa'nın cesedini, kaya kovuğundan (eliyle) oyduğu yeni, özel bir mezara yatırıyor.
Yuhanna'ya göre,
İsa'nın çarmıha gerildiği yerde bir bahçe, bahçede de içine kimsenin gömülmediği yeni (hazır) bir mezar vardı. Yahudilerin hazırlık günü olduğundan, mezar da yakında bulunduğundan yani kaya kovuğunu oymaya ve yeni özel bir mezar yapmaya gerek görmeyen Arimatealı Yusuf bahçedeki hazır mezara Hazreti İsa'yı yatırıverdi.
Değerli Okurlarım!
İlâhi kitabın yalnızca Allah'a ait olması ve Allah'tan başka hiç kimsenin tek kelime katkısı olmaması gerekirken,
Hazreti İsa'nın gömülmesi ile ilgili bölümlerdeki kelimeleri tek tek inceledim, ne yazık ki Allah'a ait bir tek kelime bulamadım. Tabii ki gerçek İncil adına çok üzüldüm. Çünkü Arimatealı Yusuf'la ilgili efsaneler Allah sözüymüş gibi kutsal kitap adı altında kiliselerde okunuyor ve bugünkü Hristiyanlığın temel inancını oluşturuyor.
***
Hristiyanlara göre Hazreti İsa'nın dirilişi
MARKOS; “İsa'nın Dirilişi (1-8)
Şabat günü sona erince, Magdalalı Meryem, Yakup'un annesi Meryem ve Salomae gidip İsa'nın cesedine sürmek için kokular satın aldılar. Haftanın ilk günü sabah erkenden, güneş doğarken mezara geldiler. Birbirlerine “Kim bize yardım edip mezarın ağzından taşı yuvarlayacak” diyorlardı.
Bir de baktılar ki, taş yerinden yuvarlanmış! Koskocaman bir taştı. Mezarın içine girdiklerinde, sağda genç birinin oturduğunu gördüler. Apak bir giysi kuşanmıştı. Kadınlar şaşkına döndüler. Genç adam onlara, “şaşkınlığa kapılmayın” dedi. Çarmıha gerilen Nasıralı İsa'yı arıyorsunuz. O dirildi. Burada değil.”
LUKA; “İsa'nın dirilişi (1-6)
Haftanın ilk günü, sabah erkenden kadınlar hazırladıkları kokuları yanlarına alıp mezara geldiler. Taşı mezardan yuvarlanmış buldular içeri girince Rab İsa'nın cesedini bulamadılar. Onlar bu işe şaşıp dururken, ansızın yanlarında göz kamaştırıcı parlaklıkta giysiler kuşanmış iki adam durdu. Kadınlar korkuyla yüzlerini yere eğerken, adamlar; “Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz” dediler. O burada değil, çünkü dirilmiştir.”
Hazreti İsa'nın dirilişi ile ilgili bölümlerde de Allah'a ait bir tek kelime yok! Rab'leri İsa'nın cesedini mezarda arayan kadınlarla ilgili karmaşık, çelişkili sözler ya da efsaneler!..
Peki ama Magdalalı Meryemlerin yerine, Avrupa'da yaşayan Konyalı Meryemler,
Mezarların içinde bazı adamlar gördüklerini ve onlarla konuştuklarını söylerse ne olur? Tabii ki illüzyon (hayal) görüyorsunuz diye onlara gülerler. Ya sözlerinde ısrar ederlerse,
Herhalde bir kliniğe gitmelerini tavsiye ederler.
İncil'in diğer bölümlerine baktığımızda!..
2- Habercilerin İşleri
İlk bölümdeki dört yazardan biri olan Luka, habercilerin işleri bölümünün de yazarıdır. İlk bölümdeki yazısında Hazreti İsa dönemindeki olayları anlatan Luka, bu bölümde Hazreti İsa'dan sonraki dönemde yaşanan olayları anlatıyor.
Diyeceksiniz ki, Hazreti İsa'dan sonra yaşanan olayların, ilâhi (kutsal) kitapla ne ilgisi var? Bunlar Allah sözü değil ki!..
Evet ben de aynı görüşteyim ama ne yapalım, bizi dinleyen yok ki!..
Bu bölümden de bir örnek verelim.
“Roma'ya varış (11-14)
Aradan üç ay geçti. Adada kışlamış ikiz oğullar armasıyla donatılmış, İskenderiye'ye bağlı bir gemiyle denize açıldık. Sirakuza'ya uğradık ve orada üç gün geçirdik. Buradan sonra dolaşarak Regium'a ulaştık. Ertesi gün bir güney rüzgârı esti. İkinci gün Puteoli'ye vardık. Orada kardeşler bulduk. Aralarında yedi gün geçirmemiz için yalvardılar. En sonunda Roma'ya vardık.”
3- Mektuplar
Habercilerden Pavlus, Petrus, Yakup, Yuhanna ve Yahuda tarafından özel kişi ve toplumlara yazılan yirmi bir mektup.
Yazımızın uzamaması için mektuplarla ilgili örnek vermeden son bölüme geçelim.
4- Esimleme
Yuhanna tarafından yazıldığı tahmin edilen bu bölüm, baştan sona illüzyon, kurgu bilim ya da peri masallarına benzeyen konularla ilgilidir. Gerçekte ilâhi kitap olan İncil'in insanların elinde ne hale geldiğini görmemiz için bir örnek verelim.
“B. Çocuk doğuran kadınla düşman (1-6)
Gökte ulu bir belirti göründü. Güneşi kuşanmış bir kadın, ayaklarının altında ay. Başında oniki yıldızdan bir taç. Karnında çocuk taşıyor, doğum sancılarıyla kıvranarak bağırıyor.
Sonra gökte başka bir belirti göründü. Baktım kocaman bir ejder al renkli, yedi başlı, on boynuzlu. Yedi başında krallık simgesi yedi bağ var. Kuyruğu gökteki yıldızların üçte birini ardından sürükleyip yeryüzüne fırlattı. Ejder, doğurması yakın olan kadının yanında dikildi.”
Değerli okurlarım!
Hikâye devam ediyor ama 'Anlayana sivri sinek saz' diyerek, bununla yetinelim ve ılımlı Hristiyanların Güncel İncil'le ilgili görüşlerine bakalım.
Moody İncil Enstitüsünden Dr. Graham Scroggie, ‘İncil Allah Sözü mü?' kitabında…
“Kitabı Mukaddes insan eseridir. Bazı kişiler anlayamadığım nedenlerden dolayı bunu inkar ediyorlar. Kitabı Mukaddes (İncil) insanların beyninde şekillenmiş, insanlar tarafından insan dili ile yazılmış ve doğrudan insan özelliği taşıyan bir kitaptır”.
Kenneth Cragg - Hristiyan din adamı
“Kitabı Mukaddes'in yeni anlaşma (İncil) Allah sözü değildir. Bunda doğrudan insanların anlattığı hikâyeler ve olayları gören kişilerin görgü tanıklığı vardır. Tamamı insan sözü olan bu bölümler kilise tarafından insanlara Allah sözü gibi anlatılmaktadır”. |